Her Şey Dahil sistemi son 20 yılın konusu. Geçmişte de bugünlerde de sıkça tartışılan bir konu.
Geçen günlerde sektörün önde gelen isimlerinden, benim de sıkı takip ettiğim, saygı duyduğum bir ağabeyimize ait Her Şey Dahil Sistemi ile ilgili yorumları okudum.
Diyor ki; “Her Şey Dahil sistemini kaldırmayalım ama revize edelim” kendisine bu konuda aynen katılıyorum. Çünkü Her Şey Dahil sistemi ile Türkiye Turizmi büyük ölçüde ilerleme kaydetti, önemli ölçüde gelir sağladı.
Ama bugünkü gelirleri 15 yıl öncesine göre kıyaslarsak gerçekten gelir sağladı mı? Enflasyonu, faizi ve bu sektörden aldıklarını da hesapladığımızda karlımıyız? Yoksa sadece bu sistem sayesinde sektörün batmasını mı engelledik?
Fakat öte yandan Her Şey Dahil sistemi bize ne kaybettirdi? Sorusunu da sormamız lazım kendimize.
1990-2000’lerde turizmin atak yaptığı yıllarda bir otele direkt bir garson olarak başalayamıyordunuz mesela. Önce komilik yapmanız gerekiyor daha sonra bilgi ve yeteneğinize göre şefiniz sizi değerlendirir, size meşakatli! Bir servis yaptırırdı. Bir nevi sınavdı, garson olabilmeniz için. Flame servisi, tuzda balık, Buğlama balık vs. gibi, servisi yetenek ve incelik isteyen servisleri şefler veya daha da yetenekli garsonlar yapardı. Çatal bıçak gibi malzemelerin sapları bu serviste aliminyum kağıt ile kaplanır servis arabası aynı titizlikle süslenirdi. Şarap bilginizi sorgular, sorular sorarlardı. Hatta sırf şarap satmak için kendini yetiştirmeye çalışan garson arkadaşlar vardı. Yemekte kim daha çok şarap satarsa iyi bir garsondu! Kim meşaketli! servisleri yapabiliyorsa gelecek vaadeden yetenekli bilgili ve aranan garsundu. İş aramalarına gerek kalmazdı. Duyulur bilinir iş teklifi ederlerdi. Bir otel restoranında her akşam en az 5-10 kaliteli şarap satışı yapılırdı. Her garson istinasız her yemeğin nasıl yapıldığını içinde neler olduğunu nasıl pişirildiğini ve o yemeğin yanında en iyi hangi şarap içilirdi bilmek zorundaydı. Aksi halde iyi bir garson değildi.
Zamanımızda ise 3 ayda HK, 6 ayda FOM, 8 ayda Genel Müdür yetiştirebilen tek ülkeyiz. Garsonu, ya da diğer personel için zaman kavramı sıfırlandı. Tabak getir götür garsonsun. Konuşabiliyorsan santralci, elin süpürge tutuyorsa meydancı, az bucuk yabancı dilin varsa önbürocusun. Büyük şirketleri tenzih ederek söylüyorum; personelin giriş-çıkış kaydını yapabiliyorsan İK’sın...
Her Şey Dahil sistemi ile birlikte bilgi birikim, tecrübe de rafa kalktı malesef.
Garsonlar aynı zamanda Tourism İnformation merkezi gibi bilgilere de sahiptiler. Misafirleri sorduklarında, tarihi yerleri, gezilmesi gereken mekanları tek tek şak diye sayarlardı.
Neden garsondan örnek verdim; garson otel misafirleriyle bire bir sohbete girme şansı en yüksek kişilerdi. Her Şey Dahil sistemi bu kaliteyi ortadan kaldırdı. Şimdi bir garsonu çağırın, akşam yemekte ne var diye sorun veya bir şarap tavsiyesi isteyin. Sonuç hüsran olur. Bu işi hakkıyla yapanlara sözüm yok elbette.
Bu sistem bize başka ne kaybettirdi?
Esnafı kaybettirdi. Misafirler otelde aradıkları her şeyi buluyorlar. Çarşı merkezlerine gezmek için gidiyorlar. İyi bir restoran aramak yada alış veriş yapmak için değil. Halıcılara, kuyumculara, hediyelik eşya satan esnafa sorun; satışlar nasıl? Satış yok. Çünkü Her Şey Dahil sitemi sektördeki kaliteyi bitirdiği gibi, gelen turist kalitesini de bir o kadar düşürdü.
Kimler daha çok Turkiye’yi tercih ediyor? Hangi turist portföyü geliyor ülkemize? Bu istatistiklere baktığınız da şunu rahatlıkla görebilirsiniz; Avrupa'nın emekli olmuş köylü kasabalı halkı, kıt kanaat geçinen, artık gençlik enerjilerini yitirmiş orta yaş üstü insanları vs. Bu turistin sizin ekonominize bırakacağı gelir ancak ve ancak paket halinde sunduğunuz fiyattan başka bir şey değildir. Harcama yok, alışveriş yok, gezme yok, başka bir bar, başka bir restoran deneme isteği yok, esnaftan bir şeyler almak yok. Otel minibarından pahalıdır! düşüncesiyle 1 küçük su içmeyen misafir portföyü!
Acentacılar, tur operatörü gibi çalışıyorlar, otelciler bütün olayı doluluğa endekslemiş durumda. Neden? Sürümden kazanma mantığı...
Peki; Her Şey Dahil Sisteminden vazmıgeçmeliyiz?
Hayır geçemeyiz. Çünkü; küresel ekonomi insanların tatil planlarını kısıtlı bütçelerle yapmalarına zorluyor. Vazgeçersek bu turistleri de bulamayız! Ama değerli Ağabeyimizin de dediği gibi bu sistemi revize etmek şart.
Her şey dahil sistemini her kesime uygulatmamak ilk yapılması gereken iştir. Bu da çok tartışılacak bir durum. Şehir oteli statüsündeki bir otelin 20 metre ilerisinde sahil oteli statüsüne giren tatil köyü var.
Bakıyoruz oteller doluluklarını açıklıyor, Turizm Bakanlığı rekor kırıldı diyor. Diğer taraftan kapanan, satılığa çıkarılan oteller var. Personel maaşlarını ödemekte sıkıntı çeken işletmeler, konkordato ilan edenler, bütçe sıkıntısından dolayı düşük profilli düşük maaşla çalıştırılan kadrolar var.
Sektörün lokomotif işletmeleri dışında kimseye, bu hali ile getirisi olamayan bu sitemin bir an önce, sektörün faydası, özellikle Türk Turizmi adına revizesi şarttır.
“İyi ama bu yeni otel açanlar, zincir oteline bir halka daha ekleyenler, yeni otel projelerini ilan edenler var, sektör bu kadar kötüyse neden yapıyorlar” diye aklınıza gelebilir. Hemen söyleyeyim; Turizm Teşvik kredisinden haberleri olanlar bunu anlamıştır. Ayrıca büyük holdingler kendilerine ait diğer şirketlerden finans desteğini kendine sağlayabiliyorlar. Kötü durumda dediklerim zaten bu katagoride yer almayan çoğunlukta olan şirketler ve işletmelerdir.
Şimdilerde tartışılan Tek Yetkililik ve Her Şey Dahil sistemi yeni konular değil. Bu konuların tartışılmaya açılması bana göre başka ve daha büyük sorunların üstünün kapatılmasıdır.
Turizm Bakanı Turizm Master Planı açıklamasını yapacağı tarihi dün basınla paylaştı. Turizm Master Planı aylardır konuşulan ama plan hakkında tek bir kelime henüz ortaya çıkmamış bir beklenti. Bu planın Turizm sektörüne ivme kandırması hepimizin dileği, ancak geçmiş dönemlerdeki planların akıbetini hatırlayınca çokta ümitlenmemek gerek bence.
En iyisi mi; otelcilerin ve acentacıların bir araya gelip, öncelikle Her Şey Dahil Sistemini daha sonra da tek yetkililik sistemini revize etmeleridir. Kendi göbeğimizi kendimzi keselim! Diyerek işe başlamanın tam da zamanı. Planların her zaman hayal kırıklığı olduğu bu sektörde yapılacak en iyi şeyin bu olduğunu düşünüyorum.
Bir ata sözüyle de yazımı bitirmek istiyorum “ Kelin ilacı olsa başına sürermiş” iyisi mi kendi işimizi kendimiz yapalım.
İbrahim İnak
Yorumlar
Kalan Karakter: