Aslında, birçoğunuz bahsettiğim yazıyı anladınız ama yine de söyleyeyim ''Acenta yoksa rehber de yok!” yazısı.
Yazıyı yazanın yıllar önce gazetelerde boy boy yurt dışına kürtaj turları yapacağı haberlerini yaptıran şahıs olmasını bir kenara bırakırsak yazar yine kendisinden “turist rehberi” olarak bahsediyor ki araştırmalarımda kendisinin artık turist rehberi olmadığını da öğrendim. Her şeyden önce kendisini artık mensubu olmadığı bir meslek grubundan göstermeye çalışması zaten hoş değil. En azından sürekli ben de turist rehberiyim dememeliydi çünkü artık değil.
Gelelim “Acenta yoksa rehber de yok!” açıklamalarına; anlaşılan o ki bazı kıymetli acentacılar TUREB Başkanı Suat TURAL’la son günlerde mecbur olduğu üzere çevrimiçi görüşme yapmak istemişler. Suat TURAL da her hangi bir mecburiyeti olmamasına rağmen bu daveti kabul etmiş. Sektörün böylesine bir zamanda, pandemi sürecinde sıkıntılara çözüm bulması için bir araya gelmesi kadar doğal bir şey olamaz elbette.
Ama gelin görün ki toplantı boyunca konu hiçbir şekilde pandemi ve çözüm olmamış. Varsa yoksa Türkçe Rehberlik ucubesi. Ucube diyorum çünkü aklı başında hiç kimse turizmde çalışacak sıradan bir personelin bile yabancı dil bilmesi gerektiğini zaten bilir. Ancak, bu acentacılarımız sadece Türk yolcuyla çalışacak rehberin yabancı dil bilmesine ne gerek var diye tutturmuşlar. Suat TURAL da bu soruların çok büyük kısmına gülmüş. Gülmek yer yer en büyük protesto olduğundan olsa gerek bu gülmeye acentacılar alınmış ve Suat TURAL’ı kendileriyle dalga geçmekle itham etmişler.
Suat TURAL’ı tanıyan acentacılar “Hayır! Dalga geçmiyor. Suat başkanın genel tavrı bu.” demiş olsalar da diğerleri buna inanmamış. Hatta Suat TURAL bu iddiadan o kadar rahatsız olmuş ki gülmesini bir anda bırakıp ciddileşmiş ve “Ben sizinle dalga geçmiyorum. Beni böyle itham edemezsiniz. Bana özür borçlusunuz.” demiş. Bunun üzerine de moderatör nezaketen Başkan’dan özür dilemiş. Sonrasında ise her yerde sanki Suat TURAL’dan intikam alma operasyonuymuşçasına “Türkçe Rehberlik” istiyoruz diye TC Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri ERSOY’a anlatmaya başlamışlar.
Yani işin özü Suat TURAL’a diş geçiremeyenler dönüp şikayete başlamış. El insaf..!
Adım adım gidelim; Suat TURAL’ı sevmemiş olabilirsiniz ama saygı duymak zorundasınız. Suat TURAL bu ülkenin en güzide meslek gruplarından biri olan turist rehberlerinin yasal temsilcisidir. Kendisini toplantıya davet edip te dünyada eşi benzeri olmayan bir uygulamayı kabul ettirme girişiminize gülerek cevap verdi diye kızamazsınız. İyi ki daha sert cevap vermemiş.
Gelelim meselenin özüne, Türkçe Rehberlik safsatasına. Yukarıda da belirttiğim gibi dünyada eşi benzeri olmayan bir talep; neymiş efendim yabancı dil bilmeden de turist rehberi olunabilmeliymiş. Duy da inanma! Bazı çok kıymetli acentacıları bir kenara koyarak söylemek isterim ki bugün Türkiye’de acenta açmanın hiçbir eğitim-öğretim standardı yoktur. Herhalde bu talepte bulunan acentacılar rehberleri de kendilerine benzetmek istiyorlar.
Ülkemizin tarihinde araştırdığımda rehberliğin ilk olarak Sultan Abdülhamit Han döneminde, 29 Ekim 1890 tarihinde çıkarılan 190 sayılı nizamname olduğunu gördüm. O dönemde ne Kültür ve Turizm Bakanlığı var, ne otel sınıflandırması var, ne de acentacılık var. Ancak, o dönemde dahi nizamnamede açıkça yabancı dil bilme şartı dile getirilmiş. Ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte kurulan Türkiye Cumhuriyeti daha emekleme dönemindeyken, sadece iki yaşındayken 1925’te yine rehberler yönelik kanun çıkarmış ve bu mesleği yapacakların yabancı dil bilmeleri gerektiği şartını belirtmiş. Aradan geçen 131 yılda da sadece Türkiye’de değil dünyada bu meslek için bu şart vazgeçilmez olmuş.
Şimdi birileri sadece Türk yolcuya çalışan yada çalışacak rehberin yabancı dil bilmesine ne gerek var ki diyor.
Bir kere yabancı dil bilen bütün turist rehberleri zaten Türkçe biliyorlar. Yani elimizde 11.000’i aşkın Türkçe bilen, yetişmiş, kaliteli, gözümüz gibi bakmamız gereken, Türkiye’nin yüzü olan Turist Rehberlerimiz var. Bu sektördaşlarımız Türkçe dışında 37 dilde hizmet verebiliyorlar ki bu büyük bir zenginlik. Yabancı dil bilme şartı ortadan kalkarsa on yıl içerisinde Türkiye yabancı dil bilmeyen turist rehberleri cenneti olacak. Şimdi ucuz iş gücü için bastıran acentalar ise karşılarında sayıları acentaları ikiye üçe katlamış rehber sayılarıyla karşılaşacaklar ve aslında daha kalabalık bir baskı unsuru olarak rehberlerle karşı karşıya kalacaklar. Kim bilir bakarsınız rehberler de bundan sonra İngiltere’de olduğu gibi acenta olmaksızın tur yapmak isteyebilirler.
Konuyu turist rehberi eğitiminden sorumlu birkaç akademisyenle görüştüğümde de açıkça yabancı dil olmaksızın turist rehberliği mesleğinin yürütülemeyeceğini ve böyle bir durumun Türkiye’nin turizm ülkesi algısında büyük sıkıntılar yaratacağını dile getirdiler. Yarın, yabancı dil bilmeyen turist rehberleri yanlarında ülkemiz için ne anlattıklarını bilmedikleri yabancı kişilerin yanında öylece dururlar ve bunun stratejik sonuçlarına katlanamayız diye görüş bildirdi akademisyenler.
Düşünsenize, birileri bugün rehberlik için yabancı dil bilmek şart değil diyecek. Sonra da gelen grup, başkanıyla bizim ülkemizi gezecek ve ülkede Ermeni Soykırımı’ndan, terörden vs bahsedecek. “Geçiniz dil bilmeyenler sadece iç turizme çalışır. Ne olacak canım?” havalarını. Bugün kendi üç beş kuruşluk çıkarı için bir mesleğin en önemli niteliğine saldıranlar yarın aynı çıkar için yabancı dil bilmeyen rehberleri de kullanırlar.
Her mesleğin olmazsa olmaz kuralları vardır. Hele stratejik mesleklerin olmazsa olmaz kuralları daha da fazladır. Düşünsenize bazı mesleklerde “Allah Vergisi” kurallar bile var. Boy kilo oranı vb. Turist rehberliğinin de olmazsa olmaz kuralı Türkçe yanında her hangi bir yabancı dilde doğru, anlaşılır, akıcı bir şekilde iletişim kurmaktır.
Bunun dışında, kim ne söylüyorsa sadece turist rehberliği mesleğine değil ülke turizmine de saldırıyordur ve acilen durdurulması gerekir.
Saygılarımla
Erdem YAĞCI
Yorumlar 12
Kalan Karakter: